KERİM ÖZBEKLER
GAZETECİ-YAZAR-ŞAİR-EDEBİYATÇI
Bizim çocuklar, 1-2 gün önceden ”Dayı, bayramın ilk günü sizde olacağız, sabah kahvaltısını hep beraber yapacağız.” dedikleri için gerekli hazırlıkları fazlası ile yaptım.
Sabah kahvaltısını güle oynaya yaptıktan sonra birden bire ”Hep beraber mezara gidelim mi ?” dediler, ben ”Ben veya bilader evde kalsın, gelen gider olur.” dediysem de kabul görmedi. Hep beraaber ilçe mezarlığı’nın yolunu tuttuk, çok enteresandır. Bizim ilçe mezarlığı 4-5 bölümden oluşuyor, ortasında ve yan taraflarında çok sayıda araç park yeri mevcut, hayatımda hiç bir zaman bu bayram olduğu kadar araç ve insanı buralarda görmedim. O kadar kalabalıktı ki anlatamam, uzatmayalım önce annenin yanına gittik. Burası 4.bölüm. Duamızı ettik, ben bir çok tanıdık ve akrabanın ölüm doğum tarihlerini kağıda yazdım. Bunların bir kısmını hayat hikayemin arasına alacağım, bazılarını burada belirtmek istiyorum.
(Dayım) Mehmet Ali Balcı D.T.18-6-1927 Ölüm Tarihi.7-4-2013,
(Enişte) Mustafa Uludağ D.T.9-8-1951 Ölüm Tarihi 8-3-2024,
(Dayımın Damadı) Mustafa Yolal D.T.1-7-1949 Ölüm Tarihi.16-12-2023;Annemi çok severdi, her bayram ziyaretine gelirdi. Bir çok arazi sahibi idi, ayrıca arı kovanları vardı. Bazen anneme 2-3 kğ. petekli bal bırakır giderdi, hiç hile yapmazdı.
Hidayet Yavuz D.T.12-6-1943 Ölüm Tarihi.4-3-2024;Annemin en samimi arkadaşlarından birisi idi, bizim çocuklarla sık sık bir araya gelirdi. Eli açık birisi idi, annemin vefatından kısa bir süre sonra vefat edince hepimiz şoka uğramıştık.
(Amcam) Nazmi Özsoy D.T.1928, Ölüm Tarihi.24-1-2002,
İKİNCİ DÜNYA SAVAŞINA GİRMİŞ OLAN ALİM RABATLI BABAMIN BİZİM HABERİMİZ OLMADAN MEZARINI YAPTIRMIŞTI…
Alim Rabatlı D.T.1-7-1922 Ölüm Tarihi.3-5-2015;Babamın en samimi arkadaşı idi, bizim haberimiz olmadan mezarını yaptırmış ve bizi çok şaşırtmıştı. Bu mezarı kim yaptırdı diye bayağı araştırmıştık, en sonunda kendisi bize söylemişti. Babamı 75 yaşında iken, Özbekistan’a götürmüştü.
Mezar ziyaretinden sonra eve döndük, 3-4 kişi telefonla arayıp nerede olduğumuzu sordu. Evde olmadığımızı söyledik, 1 saaat kadar bekledik. Gelen olmadı, ani bir kararla ”Köye gidelim mi ?” diye sordum. Herkes ”Gidelim.” deyince yola koyulduk, köyde daha önce kalp ameliyatı olan bir akrabamız ile 90 yaşında bir yengemiz vardı. 2 tane 2.5. litrelik Cola Cola ile bir kaseye 1 kğ. baklava doldurarak yola koyulduk, 18 kilometrelik yolu sarrafta çalışan yeğenin Filiz Uçak aheste aheste rampaları çıkarak bizi köye ulaştırdı.
AMCA OĞLU MEHMET ”BU KÖYDE DEVECİ ARMUDU YETİŞMEZ.” DEDİ…
Aracı köy camiinin 30 metre kadar yakınına park ettik, araçtan ilk önce ben indim. 15 metre ötede amcaoğlu Mehmet’i birisi ile sohbet ederken gördüm. Mehmet’e bayramlaştıktan sonra ”Memet, bizim zeytinlikteki 5-6 armut ağacını Bursa Armud’u aşılayıver.” dediysem de ”Abi, burada başka armut yetişmez.” dedi. Bundan sonra 2 kişiyi göreceğimizi ifade ettim, ”Yemek yiyin, öğle gidin.” diyerek caminin yanındaki düğün salonunu işaret etti. Oraya doğru gittim, bizim çocuklar da beni izledi.
KÖY MUHTARI COŞKUN ATALAY HER BAYRAM YEMEK VERME PROJESİNİ HAYATA GEÇİRMİŞ….
Eski okul bahçesi’ni Nazilli Belediye Başkanı Haluk Alıcık üzerini örttürerek burasını düğün salonuna çevirmişti, köylü çeşitli sünnet-mevlüt-düğün-taziye yemeği vb. gibi bütün icraatlarını burada gerçekleştiriyordu. İçeri girdiğimde bir çok masa ve sandalye boştu, saat.14.00 idi. 3-4 çocuk yemek yiyordu, ortalıkta aşçılardan başka kimse görünmüyordu, biz 2 masayı birleştirip oturduk, hemen bir tepsi içinde önümüze şehriye çorbası-etli nohut-etli pilav-kızartma-keşkek-pancar turşusu-irmik helvası getirip koydular. Tam 7 çeşit, biraz sonra da muhtar çıktı geldi. Meğerse her bayram köylülere ve gelen gidene her bayramın ilk günü sabahtan akşama kadar yemek vermeyi kafasına koymuş, bu bayram ilk defa yeni başlamış. Uygulamayı çok güzel bulduğumu belirterek muhtarla bir fotoğraf çekildik, bunu Türkiye’de ki bütün muhtarların yapması için gayret sarfedeceğimi bildirdim. Bu arada kazan kazan pişirilen yemeklerden doyasıya yedik, çay ikramını kabul etmedik. Çayı, ziyaret edeceğimiz yerlerde içeceğimizi söyleyerek ayrıldık.
90 YAŞLARINDAKİ YENGEMİ İYİ GÖRMEDİM…
Buradan 90 yaşındaki yengemin yanına geçtik, ben ilkokulda okurken dayım rahmetli annemden izin alarak beni eşek sırtında bu köye getirir gelir. 3 ay burada kalırdım, bu iş ilkokulu bitirinceye kadar devam etti. Bu süre benim ömrümün 1.5 yıl bu köyde geçtiğini gösteriyor, bu nedenle köy hayatına pek yabancı değilim. Uzatmayalım, yengeme 2 defa ”Nasılsın?” diye sordum. Ses vermedi, sanıyorum gözleri de görmüyor. Kızının yanında kalıyor uzun süre, yengemi iyi görmedim. Çocukluğumda benim 1.5 yıl kahrımı çekmiş birisini böyle görmek beni üzdü, burada 1 saat oturup izin istedik. Diğer yer 50 metre ötede, oraya doğru yola çıktık. Biz kapıyı çalarken içeriden dışarıya insanlar çıkıyordu, içeri girdik. Kalp ameliyatı olan Tevfik Agabey ayağa kalktı, bayramlaştık.
TEVFİK AĞABEY 4 OĞLU’NU EVLENDİRMİŞ, HER OĞLU’NA 2’ŞER EV ALIVERMİŞ VE YAPTIRMIŞ ENDER BABALARDAN BİRİSİDİR…
”Tevfik abi geçmiş olsun, uzun süre geleceğiz ama şartlar el vermedi.” dedim. Anlayışla karşıladı, dağın başında 2 dağı gören güzel bir ev yaptırdı. Tevfik abinin 4 oğlu var, dördünü de evlendirdi. Evlendirmekle yetinmedi, 4 oğluna hem köyde. Hem ilçe de ayrı ayrı ev yaptırıverdi ve alıverdi, son olarak en büyük torununa da ev yaptırıverdi. Böylesine çalışkan birisi, yaşını tam olarak bilmiyorum ama 80-85 var galiba. Türkiye’yi bırakın, dünyada böyle kaç tane baba çıkar acaba ? Çocukları da çok terbiyeli kimseler, aynı zamanda herkese karşı da saygılılar. Burada da 1 saat kaldık, saat 17.00’de köyden ayrılacağız. Bazıları kalmamız için ısrar ediyorlar, ”Bayramlaşmaya gelecek olanlar var, başka bir zaman yine geliriz.” diyerek yola koyulduk. Bu köyün çıkışı zor olsa da inişi süper, tam köyden çıkarken köyün çıkışındaki çeşmeden 2 bidon iyi su doldurduk. Ünlü ”Şırlan Suyu” bu köyden temin ediliyor. Dağ-yeşillik ve su manzaları ile dolu köyden yeğen bizi sarsmadan öyle aheste aheste indirdi ki çevrede görmediğimiz güzellik kalmadı, bu arada bayramlaşmadan kaçan bazı kişilerin araçlarını yol kenarlarına çekererek manzara seyrettiklerine şahit olduk.
Akşama bayramlaşma için bazı komşular ve bilader geldi, birinci günü böyle geçirdik.
HER ÇOCUĞA 100 VE 200 LİRA BAYRAM HARÇLIĞI VERDİM…
2.günün sabahı bizim kızın evinde sabah kahvaltısı için toplandık, turizm işi yapan kardeşim sofrayı açık büfe gibi donatmıştı. 3-4 saat burada kahvaltımızı yaptık, epey muhabbet ettik. Sonra 5 kilometre kadar uzaklıkta olan evimize geçtik, geçer geçmez yakınlarımız ve komşular bayramlaşma için gelip gittiler. Bir komşu çocuğuna ilkokul birinci sınıfa gidiyor, 50 lira verdim. Diğer bütün çocuklara 100 ve 200 lira takdim ettim, üçüncü günü aşırı yağmur yağdı ve kimse gelmedi. Aldıklarımın çoğu evde kaldı, bir bayram da böyle geçmiş oldu.(03 Nisan 2025 Perşembe-12.15)